10 Ocak 2018 Çarşamba

Milliyet’in ulaştığı kanun tasarısı taslağına göre sahipli veya sahipsiz hayvanlara işkence yapan, öldürenler 4.5 yıl, nesli yok olma tehlikesi altında olan hayvanları öldürenler 7 yıla kadar hapse mahkum edilecek...

YENİ HAYVANLARI KORUMA KANUN TASARISI'NDA "SOKAK HAYVANLARINA İŞKENCEYE 4.5 YIL HAPİS"

Milliyet’in ulaştığı kanun tasarısı taslağına göre sahipli veya sahipsiz hayvanlara işkence yapan, öldürenler 4.5 yıl, nesli yok olma tehlikesi altında olan hayvanları öldürenler 7 yıla kadar hapse mahkum edilecek...
Adalet Bakanlığı’nca, son dönemde hayvanlara yapılan işkenceyi önlemek amacıyla hazırlanan kanun tasarısı taslağının torba taslağa dönüştürüldüğü, taslakta TCK, CMK, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ve Kabahatler Kanunu’ndaki çok sayıda maddede de değişiklik yapıldığı ortaya çıktı. Adalet Bakanlığı Kanunlar Genel Müdürlüğü’nce Türkiye genelindeki adalet komisyonu başkanlıklarına görüşe gönderilen 27 maddelik 48 sayfalık taslağa Milliyet ulaştı. 4 Ocak tarihli yazıda, kanun tasarısı taslağıyla ilgili 30 gün içinde görüş bildirilmesi istendi.
ALT SINIR 4 AY HAPİS
Taslağa göre Hayvanları Koruma Kanunu’nda yapılan değişiklikler şöyle: Sahipli veya sahipsiz hayvana acımasız ve zalimce muamelede bulunan veya eziyet eden ya da haklı bir neden olmaksızın öldüren 4 aydan 3 yıla kadar hapis. Birden çok hayvana karşı bu suçu işleyenin cezası yarı oranında artırılarak 6 aydan 4.5 yıla çıkacak. Nesli yok olma tehlikesi altında olan bir hayvanı öldüren 3 yıldan 7 yıla kadar hapis. Birden çok hayvana karşı bu suçu işleyenin cezası yarı oranında artırılarak 4.5 yıldan 10.5 yıla kadar hapis olacak. Hayvanları birbirlerine zarar verecek şekilde dövüştürenler 2 aydan 2 yıla kadar hapisle cezalandırılacak.
BAKANLIK BAŞVURUSU
Sahipli hayvana karşı işlenen suçlar sahibinin şikâyetine, sahipsiz hayvanlara işlenen suçlar ise Orman ve Köyişleri Bakanlığı tarafından Cumhuriyet başsavcılığına yazılı başvurusuna bağlandı. Bakanlık bu görevi bölge müdürlükleri ile il ve ilçelerdeki taşra teşkilatları     aracılığıyla yerine getirecek.
İNANÇ VE DÜŞÜNCE HÜRRİYETİ ENGELİ SUÇUNDA CEZA ARTTI
TCK 115: İnanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleyene verilen 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasının sınırları 2 yıldan 5 yıla şeklinde artacak.
TCK 123: Kişilerin huzur ve sükununu bozanlara verilen 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezası da 6 aydan 3 yıla şeklinde yükselecek.
TCK 142: Nitelikli hırsızlık suçunun cezası 3 yıldan 7 yıla kadarken, 4 yıldan 8 yıla kadar olacak. Suçun nitelikli halinde ceza en az 6 yıl olacak.
AKIL HASTASINA RAPORLU TAHLİYE VERİLMEYECEK
TCK 57: Akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirlerinin düzenlendiği maddede yapılacak değişiklikle, ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet hapis cezasını gerektiren bir suç işleyen akıl hastası en az üç yıl, 10 yıl ve daha uzun süreli hapis cezası gerektiren bir suç işleyen akıl hastası ise bir yıldan az olmamak üzere yüksek güvenlikli sağlık kurumunda tedavi görmek zorunda olacak. Mevcut düzenlemede, akıl hastalarının tedavi süreleri belirsiz. Ayrıca sağlık kurumunun raporu veya mahkeme kararıyla akıl hastası serbest kalabiliyor.
TCK 52: Günlük adli para cezası miktarının alt sınırı 20 liradan 50 liraya yükseltildi.
TCK 75: Ön ödemeli suçlarda da hapis cezasının günlük maddi karşılığı en az 50 liraya yükseltildi.
TCK 86: Basit tıbbi müdahale gerektiren kasten yaralama suçlarında cezanın alt sınırı 4 aydan 6 aya çıktı.
TCK 87: Ağır yaralama suçlarında cezanın alt sınırı 3 yıldan 4 yıla çıkacak. Kemik kırılması varsa alt sınır 5 yıl yerine 6 yıl olacak. Hamile kadının çocuğunun düşmesine yol açanlar en az 5 yıl yerine 6 yıl ceza alacak. Kasten yaralayarak ölüme yol açanların cezası 8 yıldan 12 yıla kadar hapis. Bu ceza 10 yıldan 14 yıla kadar hapis olarak değişecek. Suçun nitelikli halinde de 12 yıldan 16 yıla kadar olan hapis cezası 14 yıldan 18 yıla kadar hapis şeklinde yükseltilecek.
SES VEYA GAZ FİŞEĞİ ATMAK
TCK 170: 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası gerektiren genel güvenliği kasten tehlikeye sokma suçunun cezası 2 yıldan 5 yıla kadar hapis şeklinde yükseltildi. Ses ve gaz fişeği atanlar da aynı suçtan cezalandırılacak. Suçun, kamu hizmetine tahsisli bina veya eklentilerinde ya da kişilerin toplu bulundukları yerlerde işlenmesi halinde verilecek ceza yarı oranında artırılarak, 6 yıldan 15 yıla çıkacak.
TCK 179: Kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşım araçları tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare edenler 1 yıldan 3 yıla kadar hapisle cezalandırılacak. Mevcut halde bu ceza 3 aydan 2 yıla kadar hapis gerektiriyor.
Dolandırıcılığa ağır hapis
TCK 148: 6 yıldan 10 yıla kadar hapis gerektiren yağma suçunun cezası 7 yıldan 12 yıla kadar hapis olacak.
TCK 149: 10 yıldan 15 yıla kadar olan nitelikli yağma suçunun cezası da 12 yıldan 16 yıla kadar hapis şeklinde belirlendi.
TCK 157: Dolandırıcılık suçunun cezasının alt sınırı 1 yıldan 2 yıla çıkarıldı.
TCK 158: Dolandırıcılık suçunun nitelikli hallerinden suçlananlara verilen cezanın alt sınırı da 3 yıldan 4 yıla çıkarıldı.
Silahlı çetelerin cezası artırılacak
TCK 220: Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yönetmek suçunun cezası 2 yıldan 6 yıla kadar hapis gerektiriyor.
Ceza
5 yıldan 10 yıla kadar şeklinde değişecek. Bu örgüte üye olanların cezası 1 yıldan 3 yıla kadar hapis gerektirirken, bu ceza da 2 yıldan 5 yıla kadar şeklinde yükselecek. Örgütün silahlı olması halinde verilecek cezalar artık yarı oranında artırılacak. Taslak yasalaşırsa silahlı örgüt kuran ve yönetenler 7,5 yıldan 15 yıla, bu örgüte üye olanlar 3 yıldan 7,5 yıla kadar hapisle cezalandırılacak. Ceza ve Güvenlik Tedbirleri Hakkında Kanun’un 105/A maddesine eklenecek madde ile TCK 220. maddesindeki suçlardan mahkum olanlar denetimli serbestlikle tahliye olamayacak.
KAMU DÜZENİNİ BOZANA TUTUKLAMA
CMK 100: Tutuklama nedenlerinin arasına, “aynı veya daha ağır bir suçu yeniden işleme” ve “Suçun işlendiği hal ve koşullar veya meydana gelen zararın ağırlığı dolayısıyla fiilin kamu düzenini önemli ölçüde bozması” bentleri eklenecek. Madde gerekçesinde, Kıt’a Avrupası hukuk sistemi içinde yer alan AlmanyaFransaBelçika, Avusturya, İsviçre ve Hollanda gibi ülkelerde yeniden suç işleme tehlikesinin bir tutuklama nedeni olarak kabul edildiği, keza işlenen suç nedeniyle kamu düzeninin bozulması durumunda da Almanya, Fransa ve Hollanda gibi ülkelerin hukuk sistemlerinde şüphelinin tutuklanabilmesinin mümkün olduğu belirtiliyor.
***

AJANİMO: "Hayvana Tecavüze Yine Hapis Yok: Tüm Gerçekleriyle Yasa Tasarısı"


Hayvana Tecavüze Yine Hapis Yok: Tüm Gerçekleriyle Yasa Tasarısı

DAHA ÖNCE “KATLIAM YASASINA” GÜZELLEME YAPAN ANA AKIM MEDYA YINE TASARI IÇINDEN YARALI MADDELERI CIMBIZLAYARAK KAMUOYUNA SUNDU. PEKI YASA TASARISINDAKI MADDELER YETERLI MI? HAYVANA YÖNELIK ŞIDDET GERÇEKTEN HAPIS CEZASIYLA MI SONLANACAK?

HAYVANA ŞIDDET OLAYLARI ÜLKEMIZDE DUR DURAK BILMIYOR. CEZALARIN CAYDIRICI OLMAMASI DA BU OLAYLARIN ÖNÜNE GEÇILMESINI ENGELLIYOR. HAYVAN AKTVISTLERI UZUN YILLARDIR HAYVANA YÖNELIK SUÇLARA CAYDIRICI CEZALAR GELMESINI BU SUÇLARIN KABAHAT KANUNUNDAN CEZA KANUNUNA GEÇMESINI TALEP EDIYORLARDI. ANCAK BEKLENEN YASA BIR TÜRLÜ ÇIKMADI. HAYVANA YÖNELIK SUÇLAR HER SEFERINDE EN IYI IHTIMALLE PARA CEZASI ILE SONUÇLANDI. GEÇTIĞIMIZ GÜN BASINDA HÜKÜMETIN YENI BIR YASA TASARISI HAZIRLADIĞI VE BU TASARIYLA HAYVANA ŞIDDETE HAPIS CEZASI GELECEĞI IDDIA EDILDI. ANCAK YASAYI INCELEYEN HAYVAN AKTIVISTLERI VE HUKUKÇULAR YASANIN YETERSIZ OLDUĞU VE BASINA YANSITILDIĞI KADAR UMUT VERICI MADDELER IÇERMEDIĞI KONUSUNDA HEM FIKIR.

Yasa tasarısının ayrıntılarını İstanbul Barosu Hayvan Hakları Merkezi Başkan Yardımcısı Av. Deniz Tavşancıl Kalafatoğlu ve Hayvan Hakları İzleme Komitesi Koordinatörü Veteriner Teknikeri Burak Özgüner ajanimo.com’a yorumladı.

Av. Deniz Tavşancıl Kalafatoğlu:

Sahipli Hayvan da TCK’dan Çıkarıldı
Öncelikle şunu belirtmek isterim ki; arzumuz TCK’da madde değişikliğine gidilmesi iken yine değişikliğin sadece 5199 sayılı kanunla sınırlı kalması, TCK’ya madde eklemek yerine bütün yasal düzenlemelerin hayvanları koruma kanununda yapılmış olması çok üzücü olmustur. Bu kadar önemli bir cezai düzenlemenin özel kanun yerine genel kanunda yapılmış olmasını tercih ederdik. Evet bu tasarıda sahipli – sahipsiz hayvan ayrımı kaldırılmıştır. Ancak; amacımız sahipsiz hayvanların da TCK kapsamına alınması iken, bir de üstüne sahipli hayvanların da tck dan çıkarılarak sahipli sahipsiz bütün hayvanların 5199 kapsamına alınmış olması buyuk bir hayal kırıklığı yaratmıştır.
Tasarı iceriginden bahsetmek gerekirse; burada çarpıcı olan cok önemli bir iki husus vardır:
1. Zaten sahipli hayvana karşı yapılan eziyete 4 aydan 3 yıla hapis cezası veriliyordu. Bu kapsama sahipsiz hayvanların da alınmış olması sevindiricidir ancak cezanın alt sınırınin 2 yıl olmaması cezanın paraya çevrilmesine ve ertelenmesine yol açacaktır. O nedenle getirilen ceza caydırıcı değildir. Alt sınırların en az 2 yıl olarak düzenlenmesi gerekirdi.
 2. Diğer belki de en önemli husus; şikayet hususudur. Sahipli hayvana karşı yapılan eziyette hayvan sahibinin sikayeti aranmakta, Sahipsiz hayvana karşı yapılan eziyette ise Orman ve Su İşleri Bakanlığının şikayeti aranmaktadır. Böylelikle, kişi kendi hayvanına zarar verebilecek ve ceza sistemi o kişi hakkında çalışmayacaktır. Bunun yanı sıra, vatandaşların derneklerin biz istanbul barosu hayvan hakları merkezinin şikayet hakkı ortadan kaldırılmaktadır. Bu hak sadece bakanlığa tanınmaktadır. Böylelikle bizlerin yaptığı onlarca BİMER ve CİMER şikayetlerinin önü kesilmiş olacaktır. Kaldı ki bugüne kadar kadro anlamında oldukça yetersiz kalan Orman ve Su İşleri Bakanlığının, özellikle İstanbul’da 39 ilçeye bakmakla görevli sadece 2 veteriner Hekimi varken ve ihlallere fiilen yetişemiyorken, bu tasarı ile böyle bir yükün altından nasıl kalkabileceği büyük bir soru işaretidir.
3. Çok önemli başka bir husus, Belediyeler maalesef hayvan haklarını en çok ihlal eden müesseselerin basında gelmektedir. Tasarıda belediyelerin ihlallerine karşı özel ve ayrı bir yaptırım getirilmediği gibi, Belediyelerin de, hükümetin partisinden olması halinde nasıl bir prosedür işleyeceği muammaya dönüşmüştür.
4. Diğer eleştireceğim önemli husus da, ülkemize hayvan hak ihlallerinin basında hayvana tecavüz gelmektedir. Oysa hayvana tecavuz eylemi, yeni tasarıda cezai müeyyide olarak hapis cezası ile cezalandırılmamış, sadece 300-tl olan idari para cezası 2.000-tl olarak yükseltilmiştir. Sapıklık sapkınlık olarak ortaya çıkan hayvan tecavüzüne getirilen bu para cezası, paralellik arz eden çocuk tecavüzlerinin de önüne geçilmesine hizmet etmeyecektir.
5. Son olarak; hayvan dövüştürülmesine de 2 aydan 2 yıla kadar hapis cezası getirilmiş olması sevindiricidir, ancak hayvanların birbirlerine zarar vermiş olması şartı aranmaktadır. Hayvan dövüşü de hayvan hakkı ihlali oluşturmaktadır ve zarar görmeleri şartının aranmamış olması, hayvan hakkı açısından daha doğru bir düzenleme olurdu. Kaldı ki, hayvan dövüşü – tehlikeli ırk saçmalığı çok önemli sorunlardır ve tasarıda çözülmüş olması gerekirken üstünden öylesine geçilmiştir. Kısaca bu tasarı bizleri mutlu ve tatmin etmemiştir. Adeta son zamanlarda oldukça yükselen sesin ve tepkinin havasının alınması için yapılmıştır. Düzenleme mutlaka tck kanununa madde montesi ile eklenmelidir ve sahipli veya sahipsiz hayvanlara işkence yapan, zehirleyen, döven, dövüştüren, sağlığının veya alıgılama yeteneğinin bozulmasına sebep olan, yaralayan, aç veya susuz bırakan, gücünü açıkça aştığı görülen fiillere zorlayan, yetkisi dışında cerrahi müdahalelerde bulunan veya cinsel duyguları tatmine yönelik her türlü hareketlerde bulunan, cinsel ilişkide bulunan, her ne suretle olursa olsun fiziksel veya psikolojik acı çektiren, zarar veren kişinin, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır şeklinde olmalıdır.
Bu suçu işleyenlerin ise a) Gebe hayvana karşı, b) Kişinin kendi sahibi olduğu hayvana karşı, c) Silahla, d) Birden fazla kişi tarafından birlikte, e) Canavarca hisle veya eziyet çektirerek, f) Kimyasal, uyuşturucu veya uyarıcı madde kkullanmak sureti ile, g) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi veya hhizmet ilişkisi sırasında veya nedeniyle, İşlenmesi halinde, yarı oranında arttırılması şeklinde düzenlenmelidir. Yoksa, bu hali ile, bu tasarı, asla ihtiyaçları karşılayacak, hayvanları ve haklarını sonuna kadar koruyacak ve topluma huzur ve adalet getirecek bir yasal düzenleme mahiyetinde olamayacaktır.

Burak Özgüner:

Hayvana Tecavüze 3000 TL İdari Para Cezası Keserek Tecavüzcüler Engellenemez
Tasarı, basında “hayvana işkenceye hapis cezası geliyor” şeklinde yer buldu. Geçmişteki lobicilik deneyimlerimden ve yaptığım görüşmelerden, hapis cezası konusunda, etkin bir düzenleme, caydırıcılık tabii ki beklemiyordum ancak tasarıyı okuduğumda oldukça öfkelendiğimi çok net söyleyebilirim. Tasarı, bu haliyle hayvanları ve onların haklarını korumaktan oldukça uzak. Hayvana tecavüze 3000 TL idari para cezası keserek tecavüzcüler engellenemez. Bu tasarıyı hazırlayanlar kimler ise vicdanlarını ne zaman kaybettiklerini gerçekten merak ediyorum. Sokaktaki hayvanı öldüren şahsa, belediyeye 4000 TL idari para cezası keserek Türkiye genelinde her gün yaşanan, tekrarlanan katliamlar engellenemez. Tasarı, neyin suç olup olmadığı konusunda korkunç, endişe verici bir keyfiyet sağlayacak.
Sivil Toplum Kuruluşlarının Suç Duyurusunda Bulunması Engellenecek
Tasarıda “suç” olarak tanımlanan fiiller, hayvana işkence, “haklı bir neden olmaksızın” öldürme, birbirine zarar verecek şekilde dövüştürme ve nesli yok olma tehlikesi bulunan hayvanı öldürmekten ibaret. Bu suçların savcılıklarca soruşturulabilmesi için Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın yazılı başvuru şartı aranacak. Bu şart, vatandaşların, biz sivil toplum kuruluşlarının, aktivistlerin, bu suçlar için soruşturma talebi ile savcılığa başvurmamızın önünde büyük bir engel. Bulunduğumuz suç duyurusu ya da ihbar, savcılık tarafından “Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın yazılı başvurusu” olmadığı gerekçesi ile direkt yok sayılabilir. Tasarı ile yapılmak istenen bu düzenleme, bakanlığın sadece soruşturulmasını istediği, soruşturulmasında sakınca görmediği hak ihlallerini gerçekleştiren faillerin yargılanmasının önünü açacaktır. Hayvanları her gün kasıt ve ihmal ile öldüren, zehirleyen, ölüm kamplarında açlığa, susuzluğa, hastalığa mahkum eden belediyeler ve onların yetkilileri tabii ki bakanlığın yazılı başvurusunun bir öznesi olmayacaktır, bu şekilde hayvanlara karşı suç işleyen kamu görevlilerine ikinci bir devlet koruması sağlanmış olacaktır. Zaten belediyelerde kamu görevlilerinin soruşturulması bile izne tabii iken bu düzenleme ile hayvanlara karşı suç işleyen kamu görevlilerine yönelik cezasızlık daha da artacaktır. Ben, belediyecilere, kamu görevlilerine ceza öngörmeyen bir tasarıyı asla kabul etmiyorum. Hukuk, imtiyazlı bir şekilde uygulanamaz.
Bu Tasarı Vitrin Çalışmasıdır
Tasarının hukuk nosyonu ve hukukçu gözü ile yazılmadığı, hukukçu eli ile hazırlanmadığı çok belli çünkü ben hayatımda böyle bir kanun çalışması ne okudum ne gördüm. Tasarıda, hayvanlara yönelik birçok haksız fiil için yine idari para cezası, çok nadir durumlarda da adli para cezası öngörülmüş. Bu hali ile tasarının amacı, devletin kasasını idari ve adli para cezaları ile doldurmak. Tasarıyı kamuoyuna “hapis cezası geliyor” şeklinde duyurmak, hayvan haklarını önemsemeyi, gözetmeyi filan geçtim artık, biz aktivistlerin, kuruluşların ve toplumun aklı ve vicdanı ile dalga geçmektir!
Bu tasarı, tam bir vitrin çalışmasıdır. Bu vitrin çalışması da toplumsal infiali önlemeye yöneliktir. Bu tasarıda kötü niyet yoksa barolarla, STK’ler ile müzakere ortamı sağlanarak hayvanların haklarını gerçekten koruyacak, suçları engelleyecek bir adım atılır. Bu adım atılmaz ve tasarı bu haliyle yasalaşırsa bunu “şeytani” bir girişim olarak tanımlamaktan da imtina etmem. Bu aşamada, basına büyük görev düşüyor. Bilgi kirliliğine yol açmadan, bu tasarının hayvanları ve onların haklarını koruyamayacağını, yeniden ele alınması gerektiğini sürekli vurgulamaları gerekiyor. Yoksa şimdi olduğu gibi, toplum, hayvanlara yönelik işkenceyi, şiddeti önleyebilecek bir tasarı hazırlandığını düşünebilir. Bu da uzun yıllar boyunca hayvanların sistematik bir şekilde öldürülmesinin, onlara işkence edilmesinin devamlılığına hizmet eder.
Tasarı STK’larla Hazırlanmalı
Tasarı bu hali ile sadece, toplumsal infial yaratan suçların caydırıcılıktan uzak bir şekilde cezalandırılması amacını güdüyor. Sadece bakanlık başvurusu ile başlatılabilecek soruşturmalar davaya döner ise mahkemeler, çoğu davada ya adli para cezası ya da ertelemeli hapis cezasına hükmedecektir. Adli para cezalarının taksitlendirilerek ödetildiği, idari para cezalarının ise ödenmediğinde ceza uygulanan kişiye hiçbir olumsuz etkisinin olmaması düşünüldüğünde yine vurgulamak istiyorum: Ortada, devlet kasasını, cezalar ile doldurma niyeti vardır. Ama buna yargılama, vekalet, tebligat vs. gibi giderler eklendiğinde bu niyet de boşa çıkacaktır. Hayvanları düşünmeyip kasa doldurma niyetinde olanlar, devletin, kamunun zarara uğratılmasına neden olacaktır. Bu yanlıştan dönülmeli, tasarı hayvan hakları STK’leri ile müzakere edilerek, hayvanların lehine, onların haklarını gözetecek şekilde düzenlenmelidir.

23 Mart 2015 Pazartesi

ICAM Türkiye'den Defol!., ICAM GET THE HELL OUT OF

ICAM Kimdir?, Nedir ve ne iş yapar?...  
ICAM, cesitli hayvan refahi ziyaretinde kontrolu derneklerinin olusturdugu, sokak hayvani nufus kontrolu altinda adi sokak hayvanları icin Soykırım yonunde calismalar yapan Ingiltere Merkezli Bir gruptur.
ICAM Neden Istanbulda? 
Ilk "Köpek Nüfusu Yonetimi Konferansı", Geçtiğimiz yil Ingiltere'de duzenlenirken ikincisinin Istanbul'da yapilacak olmasi tesaduf degildir.Kisirkaya Pendik'te dev olum Kampları eden devlet insa Ettik Ettik Yerel Yönetimler 5199 Yasa tasarisi Ile sokak hayvanlarini tecrit imha Ettik etmeyi planlarken bu konferans, yapilacak Olan toplu kiyima Bir meşruiyet Sağlama cabasidir. 
ICAM Sponsorlari! 
Konferansın ana MDC İhracat Ltd kanca, tuzak, eldiven, kafes Gibi hayvan yakalama EKİPMANLARI Üreten uluslararasi Bir ​​sirkettir. sponsorlarindan 
ICAM, Turcu Ayrimci Bir ​​Topluluktur! ziyaretinde
Daha "Değerli" Olarak niteledikleri, cins köpeklere sahiplenme ziyaretinde yasam hakki yonunde farkli muamele yapilmasini savunmaktadir.
! ICAM'a Gore Sokak Hayvanları Acliktan Olmeye Mahkum edilmeli 
Sokak hayvanlarinin beslenme noktalarina erisememeleri icin polis konteynerlerinin kilitlenmesi, geri donusum iscilerine engel olunmasi gonullu ziyaretinde Olarak Hayvanları İnsanların besleyen caydirilmasi, polis Merkezlerinin citle çevrilmesi: Bu anlamda Hukumetlere STK'lara onerileri Ettik.
ICAM, katliamı Teşvik Etmektedir!  

Turkiye'deki Yasal saglikli Hayvanların duzenlemelerin oldurulmesine Topçu Alay Komutanı vermiyor oluşu Bir eksiklik Olarak degerlendirilmekte ziyaretinde YASA kapsaminin saglikli sokak hayvanlarininda oldurulebilecegi sekilde genisletilmesi onerilmektedir.
ICAM, Hayvan Dusmanligini Halka Yaymaya Calismaktadir! 
Düzenlenen "egitim" programlarinda, Çocuklara pazarlanan kedi kopek turlerini ziyaretinde saten Almaya Teşvik ETMEKTE, sokak hayvanları imkb kacinilmasi Gereken hastalik Yayan ziyaretinde bir tehlike Olarak tanimlanmaktadir.
ICAM'dan Türkiye'deki STK'lara Davet yapılmamıştır !!  
285 TL KATILIM ücreti Yoluyla gonullu katilimin yolu da kesilmistir.
ICAM koalisyon İstanbul'da 5. 2015 Mart 3rd yapılacaktır Köpek Nüfus Yönetimi İkinci Uluslararası Konferansına, duyurmaktan mutluluk duyar.
icam-coalition.or
ICAM konferansında İBB de Yerini Almış, sunum yapmışlar. Hayvanların kökünü nasıl kurutacaklarının, toplama kamplarının sunumunu mu yaptılar? ONUN şey Daha da netleşiyor şimdi. Hâlâ İBB'yi savunanlar, saflarını belli ediyor artık.
ICAM konferansina Katılan Sara Tuetta isimli Romanyalı hayvan refahcisi bu bilgiyi Sonra twitter hesabindan bizleri engelledi verdikten.
''25 Haziran 2010 04:46 Tarihinde Nesrin ÇITIRIK <nesrincitirik11@gmail.com> Yazdi http://www.haytap.org/ ... / Orman Bakimevi arazilerine Izni mecliste Yasalasti
 24 Haziran 2010 Tarihinde TBMM 'de yapilan gorusmeler sonucunda asagidaki madde genel kuruldan gecti. Bundan boyle ozellikle buyuksehirlerde sıkıntılı Olan bakimevi sorunu Ormanlık alanlarda Kendisine Yer bulacak. Ozellikle Istanbul'da, Hasdal, Ataşehir, Kartal Gibi yerlerdeki Ormanlık alanlarda bakimevi acilabilme yolu aclimis oldu.
Yasanin meclis genel kurulundan gecmesinde emegi gecen mecliste uzun suredir yogun Faaliyet gosteren HAYTAP gonullusu, temsilcilerimize, arkadaslarimiza, Cevre Orman Bakanligina A.Ş., bakanimiz sayin Veysel Eroglu'na milletvekillerimiz Necati Ozensoy'a, Emin Nedim Ozturk'e, tum canlarimiz adina Binlerce tesekkur sunuyoruz sayin
YASA Metni:
31/8/1956 Tarihli 6831 Sayılı Orman kanununun A.Ş .;
b.) 17 nci maddesinin Üçüncü fikrasinin ilk cumlesi asagidaki sekilde degistirilmistir 
'' Savunma, ulasim, Enerji, haberlesme, su, atik su, benzin, dogalgaz, altyapi, KATI ATIK bertaraf duzenli Depolama tesislerinin A.Ş .; baraj, Golet, sokak hayvanları Barınağı mezarliklarin Ettik; Devlete ait saglik, egitim turlu yer'de Orman Bakanliginca Topçu Alay Komutanı VERİLEBİLİR ziyaretinde Tuzel kisilere bedeli mukabilinde Cevre ziyaretinde gercek, zaruret olmasi Halinde ziyaretinde Devlet Ormanları uzerinde bulunmasi VEYA yapılmasında ABGS yarari binanin ziyaretinde onu İlgili Bunlarla Ettik tesislerinin spor Ettik . "
GEREKCEDEN:
Sehir merkezlerine yakin hayvan bakimevleri halk sagligini tehdit edeceginden soz konusu bakimevlerinin sehir merkezinden uzak orman arazilerinde kurulması, ayrica, nufus Artışı, Ile Birlikte İnsanların sehir merkezlerinden uzak Yerlerde hayatlarini idame ettirme istegi Nedeni Ile tapulu ziyaretinde hazine arazilerine bakimevi YAPILMASI gürültü, cevre kirliligi GİBİ sikayetlerin artirmasina neden olmaktadir. Bu duzenleme Ile hayvanlara Daha tabii ziyaretinde genis Ortamda yasama İMKANI saglandigi Gibi Toplum sagligi korunmaktadir.
BASIN RELEASE- 5 Mart 2015 (Paylaşmak LÜTFEN)
hakları aktivistleri TÜRKİYE DE ICAM TOPLANTISI HEDEF hayvan
el davul köpek m ettik Kedi ettik, Hayvan hakları aktivistleri ..., yüzlerinde sorar Uluslararası Bir konferans Dışında Güçlü Iki Günlük protesto düzenledi İstanbul, Türkiye köpek Nüfusu Yönetimi .
Türkiye'de 11 Farklı hayvan hakları gruplarının dayanışma Hakkında itiraz ile, hayvan hakları aktivistleri Bir ​​topluluk Grand Cevahir Otel'de Köpek Nüfus Yönetimi Uluslararası Companion Hayvan Yönetimi Koalisyon (ICAM) İkinci Uluslararası Konferansı Dışında Yürüdü İki gün Boyunca Şişli, 03-05 Mart Tarihinde İstanbul . 'un en işlek SEMTLERİNDEN Birinde
50'den Fazla gösterici kafeslerde Smash hayvanlar okuma pankartlar sallayarak ederken, "Gezegenimizin defolup Dünya'nın Click Özgürlük" Hayvan Testi attılar sloganlari "ziyaretinde," "Tüm Ağaçlar" ICAM -en butcher- "Tarih: o Sen Grand Cevahir planlanan olacak Worth Çunku Boyunca Hayvan katliamı "3 silah" ziyaretinde ".
"ICAM = Hayvan Soykırımı" Yazılı Büyük Bir pankart açılışını. Konferans Rallinin ilk gününde otelin pencerelerinden İçinden, Dışında polis gücü YÜKSEK güvenlik önlemleri olmasina ragmen, Büyük Cevahir A.Ş. otelin Eylemciler Geri piyasaya sürülecek saat Bir eylemci, Çetin Şengül, AYRICA Otel duvarlarında sprey boya hayvan kurtuluş sloganlari tıklayın Gözaltına Alındı ​​kabahat kanun Kapsamında para cezası Sonra Bir. konferans organizatörleri mikrofon El'in istedim gazeteciler, ya Kürüm icinde alınmamıştır. 
Kendi havzası açıklamasında belirtildiği Gibi Birinci oğlu Dereceli sorunlu politikası uygun "tr Konferansın son gününde, protestocular, boykot, ICAM A.Ş. belediyeler Tarafindan Daha hayvan cinayetleri etkinleştirmek "Click Konferansın girişimleri Yanı Sıra," Kimyasallar Tarafindan Hayvanların öldürülmesi Hayvanların Yaşama Hakkı "ziyaretinde Verdiği Desteği 'görmezden dayanmaktadır' hayvan refahı ', ötenazi'," Türkiye'nin son Siyasi gündeminde yeni Hayvanları Koruma Tasarısı ". 
Konferans süresince, AYRICA hashtag ana Sosyal medyada hayvan hakları gruplarınızın Click Büyük Bir Çevrimiçi destek oldu  # dogpop2015  ettik  # ​​NoToICAM
onlarin public mektupta, ICAM Click Komite, imza - Toprak Derneği, Dört Bacaklı Şehir Girişimi, Adalet Click Animal Liberation Click Yunuslar Platformu, Hayvanlar Platformu, Yeşil Öfke Girişimi, Özgürlük Bağımsız Aktivistler Özgürlük, ATLI arabalar Grubu- Kullanımı sonu koalisyon ele "Binlerce hayvanın Yerine insan Sağlığı üzerindeki Gerçek koruyucu önlemleri alarak devlet Kurumları Yerel Yönetimler sahipler 'halk sağlığının korunmasi' bahanesiyle öldürülmek Click Bir destekleyici zemin OLARAK iddiaları Teşvik kenar vardır de hareket ", yazma. 
Bir: protesto hayvan hakları gruplarınızın Click sözcüleri, Kerem Savey, koalisyon Temas VEYA sokak hayvanları Ile Ilgili Türkiye'deki local konular ziyaretinde doğrulanabilir gerçeklere Görüş göster Önceden HERHANGİ bir Türk hayvan hakları Dernekleri İstişare olmadığını söyledi 
"Konferansın Gündemi Değil yaşamak Click Hayvanların tartışmasız haklarının sağlanması ya da local ziyaretinde Küresel Bazda hayvan istismarı önlemede. Konferansın Gündemi sokaklarında Kapalı sokak Hayvanların sistematik eradikasyonu Bir 'Kentsel sorun' ziyaretinde salgın Hastalıklar VEYA Zoonotik Hastalıkların Kaynağı Olarak cızırtı tanımlayarak Yoluyla Kamuoyu manipülasyonu oldugunu. A.Ş. koalisyon 'ötenazi' kamuflajı Ile Geniş Kabil Temin Etmeye Çalışır. Ancak, ötenazi Kendi iradesi Ile Bir kisi 'hayatına oğlu anlamına gelir. Bu hayvanlar uzerinde tatbik edilemez. Uygulandığında, saf cinayettir. Ötenazi Bir ​​'insani' bir ve Uygulama Olmaktan ziyaretinde hayvan refahı Click bu Konuda ICAM iddiası temelde tutarsız ikiyüzlü A.Ş. oldugunu. ICAM meşrulaştırıcı kamuoyunda Yerel Yönetimler Tarafindan hayvan cinayetlerini GEREKTIREN ÇALISMA misyonunu aliyor. A.Ş. konferans Click Pahalı giriş ücreti, Diğer taraftan, ICAM hayvan itlaf local Uygulamaları tohumlarını ziyaretinde Sehirler Olmayan animalization Kendi vizyonunu ekmek onlarin Amacı doğrultusunda onu türlü eleştiriyi Önlemek Click çalışıyor kanıtlıyor. "
dedi Click sözcüsü Dünya Derneği, Neşe Akbaş, Özgürlük da Kabil Değil abd'de göster Bazı Avrupa ülkelerinde göster Bazı devletlerin aksine, Türkiye'de hayvan barınaklarında sahipsiz hayvanlar öldürülmüş olamaz ettik ". ICAM Modern Olarak bu vurgulayarak bu Değiştirmek Click Çalışır Hayvan nüfus KONTROLÜ Click Çözüm. Ama bu Farklı ardindan toplu cinayet. Biz yanlış ziyaretinde tutarsız iddialarla kamuoyunu saptırmak ziyaretinde resmi Teşvik etmek amacıyla Herkesin hükümetler 'ziyaretinde local yönetimlerin Ellerini kan yıkayın Topçu Alay Komutanı vermeyecegim OLMASIDIR ziyaretinde hayvanlara Karşı Şiddet ABGS Ne yeni Insa Gönüllüler, Kısırkaya'daki, ne de "Pendik Hayvan Konsantrasyon Kampları pojectized ..
Daha Fazla Temas:
Özgürlük Dünya'ya Derneği
İstanbul,  yukaridaki Dernek Oluşumlar Ettik.

13 Eylül 2014 Cumartesi

Bir Hayvan Haklarını Koruma Gönüllüsü'ne vaki insanlık dışı saldırı!.. "Hayvan ve doğa (ekoloji) dostları Allah dostları gibidir. Onlara uzanan eller kırılsın!."

T.C.
Kocaeli Valiligi
İl Hayvanları Koruma Kurulu Baskanlığı'na
41010-KOCAELI
5199 sayili kanun madde 4 ,6,15,16,17 geregi sokak hayvanlarinin yasama tutunmalarina yardimci olmaya calisan siradan gonulluyum.Bu gonullulugum 14 yila dayanmaktadir.12 yildir Ikametgahim olan,Izmit-yahyakaptan mahallesi C.37 nolu blok yakini ve IL genelinde sayisiz noktalara ulasmaktayim.
Toplum tarafindan anlasilmayan,anlamak istenmeyen,yeterince kabul gormeyen bu faliyetimizin agir bedelleri ile karsi karsiya kalmaktayiz.
Bunlardan birisini,son yasadigimi, tehditin dozu yuzunden ilgili makamlara aktarmak durumundayim.
07.09.2014 pazar gunu saat 18-30 gibi sokak hayvanlarina yiyecek birakmak icin dairemden ciktim.Apartman giris kapisina yoneldimki  ... numaralı dairede oturan E.C.isimli sahisla apartman kapisinin onunde ic kisimda  yuzyuze geldim.Sahis bana,benim neyin ne oldugunu anlamama firsat vermeden, son derece hakaret tehdit dolu laflar sarfederek,kupeli bir sokak kopegini iceri neden aldigimi sordu.
Oysa ben o gun ne kopegi gordum nede apartmandan iceri aldim.Cok yagmurlu bir aksam ustu idi ve sanirim hayvan yagmurdan kurtulmak icin birisi ile iceri girerek apartman deposunun kapali olan kapisinin onune  siginmisti.Benim iceri kopek almam basimi belaya sokmakla esanlamliydi.
Cunki,insanlarin bir cogu  zaten bu hayvanlarin varligindan memnun degiller.Bana bazan soz, cogukez de yuz ifadeleri ile yansitmalari yeterince agir gelmektedir.
Kaldiki 12 yildir her turlu kotu hava kosullarina ragmen apartman icine tek bir  kopegi almis biri degilim.Sanirim o aksam bu cani iceri alan insan bir merhamet duygusuna yenik dusmusde olabilirdi.Vede 32 dairelik blokda E. C. isimli sahsin tutumu son derece ustunde durulmasi gereken vaka durumundadir.
Cunki bu sahis sokak hayvanlarina karsi istisnai davranmakta tepki vermektedir.
E.C.isimli sahis onumu keserek bu kopegi iceri neden aldin?neden besliyorsun?beni katil edeceksin.Kafani gozunu patlatacagim.''Beynine sikacagim '' gibi tehditler edince,kime soyluyorsun bunlari dedim.Kopegimi benimi  kastediyorsun ?dedigimde sana diyorum dedi.Ve son derece yuksek sesle bu mahallede buralarda hayvan beslemeyeceksin.Beslersen ayni tehdit hakaretlerini siralayarak yapacaklarini anlatti.
Bu sahis o kadar ileri gittiki,o anda bogazimi sikmasina ramak kalmisti.Ben karsisinda hic ses cikarmadan,bu adamin elinden nasil kurtulabilirim diye donup kaldim.Agzimdan tek  kelime ciksaydi,belkide beni oracikda bicaklayacakti,kursunlayacakti yada girtlagima sarilacakti.Bu sahsin bagirmalarinin apartmanin 8 katindada yankilandigini biliyorum.
Pazar aksami 18-30 gibiydi son derece yagmur yagiyordu ve sanirim insanlar evlerindeydi.Ancak dakikalarca bagiran bu adamin sesine tek bir musluman kapisini acip,adami sakinlestirmek cihetne gitmedi.Ve hic kimse neoluyor?ne oldu?diye ne o aksam nede aradan gecen 5 gun zarfinda bir sey sormadi.
Cep telefonu kullanmiyorum.Kamerali fotograf makinam var.Ancak o an ustumde yoktu.Ve o ani goruntuleyemedim.Goruntulemeye kalksam gozu donmus bu sahis sanirim elimden ceker ve kirardi.
Ben,vucudum zarar gormeden sans eseri bu adamin elinden kurtulup kendimi apartmanin kapisindan disari attim.Katlara cikis merdivenlerinden 2 metre asagida olan depolarin kapisina siginan kopegin aci aci aglama sesleri kulagimda yankilandi.Geri donup bakamadim.Bakmam mumkun dahi degildi.Can  guvenligim kalmamisti.Elimdeki mama poseti ile solugumu Turk Telekom binasinin onunde aldim.
Hayvanlarin yiyecek posetini birakip  eve dondum.
Bu sahsin tehditlerinden son derece korktugum ve devaminin gelecegini bildigim icin 155 i aradim.19-00 gibi 155 geldi.Olayi anlattim.Bu sahistan beni korumalarini talep ettim.Can guvenligimin olmadigini soyledim.Sahis kendini kontrol edemeyecek psikolojiye sahip olduguna sahit oldum.
Sahis o kadar bana yaklastiki burnu bana degecek kadar.Sans eseri orada agir bir bedensel siddete maruz kalmadan belkide olumden kurtulmustum.Yasadiklarimi aynen polise anlatip,beni bu sahistan korumalarini tekrar tekrar talep ettim.
Sahis polise verdigi ifadede,benim iddialarimi kabul etmis ve cok sinirli oldugunu elinde olmadan yaptigini,hayvani benim iceri aldigimi sandigini soylemis.
Bende polisten,suanda bu hayvani apartman icine aldigima,apartman icerisinde besledigime dair tespitde bulunmalarini,hayvani iceriye aldigima dair ispat edilmesini istedim.Oysa asla ve asla hicbir sokak kopegini apartman icerisinde veya cevresinde beslememekteyim.Apartman ortak kullanim alanlarinda asla beslememekteyim.
Cunki bu sahis 2 yili askindir apartmanimiza tasinmis olup karsilasmalarimizda surekli dozu ne olursa olsun,tehdit,hakaret ve laf atmalari ile muhatap olmak zorunda kalmis biriyim.
Buna ornek olarak,apartmanimizla sinir olan kiz ogrenci yurduna ait 1,5 metre yukseklikte duvarin ustune kedi ve kuslar icin koydugum su kabini, ekmek kirintilarini dahi defalarca atan,yada attiran birisidir.
Oysa o yukseklige kopegin uzanip su icmesi mumkun degildir.Biliyoruz ki,mesele bu insanlarda temelinde hayvan sevgisinin,merhametinin olmamasidir.Islerine geldigi zaman kirliligi,kirlilik gerekcesine siginamadiklarinda ise subjektif kavram olan korkuyu kullanmaktadirlar.
Diger ornek ise,gecen yilki blok yoneticisi ile birlikte bu sahis 15 aralik 2013 de oturdugumuz blogun bahcesine birileri tarafindan atilmis olan balikli bir posetin,benim tarafimdan atildigini bahceyi kirlettigim yonunde israrla ustume gelmeleri ben ne kadar reddetsemde israrla benim atmis olacagimi,baskasinin hayvanlara yiyecek vermedigini dolayisi ile balikli poseti oraya baskasinin atmasinin soz konusu olamayacagini israrla soylemeleri,akabinde hakkimda belediyeye sikayet edilmem sonucunda Izmit belediyesinin 19 aralik 2013 gunu denetime gelmesi,herhangi bir kirlilik tespit edememeleri ve adresime 000940 nolu makpuz la adrese geldiklerine dair adresime belge birakmalari gibi.
Aci tarafi,belediye sikayet uzerine beni denetlemeye geldigi saatlerde,ben,belediyenin kupeli kopeklerine yiyecek vermek icin o saatde Doga Kolejine artan yemeklerini almaya gitmis bulundugum zamana denk gelmesi.
Butun bunlara maruz kalmamin sebebi,bir kupe takilarak kamunun vicdan,merhamet,adaletine teslim edilen sokak hayvanlarinin kursagindan bir evuc  yiyecek gecsin diye gosterdigim fedakarliktir.
Yasama tutunacak kadar ayakta kalabilsinler diye derinden duydugum merhametimdir.
Kamunun merhameti,adaleti ortadadir.
Bu gorev 8 yildir 5199 un yonetmeligini uygulamayan belediyelerindir.
Belediyeleri calistiracak olan Orman ve Su Isleri Bakanligi ve  IL Hayvanlari Koruma Kuruludur.
Yasadiklarimin sebebi yukaridaki 2 kurumdur.
8 yildir cesitli yollarla taleplerime ragmen,taleplere ragmen konu ciddiye alinmamistir.Geldigimiz nokta,canimizi tehlikeye atmak zorunda kaldigimiz durumdur.
Sokaklara kupelenip terk edilen canlar,benim verecegim bir avuc yiyecege ,bir yudum suya muhtac olmasalar asla ve asla tek bir hayvana ne el surmek nede yiyecek vermek taraftari degilim.
Asla ve asla maddi manevi sikintilarla bogusturan bu fili yapmak taraftari degilim.
Lutfen beni,bu sikintidan,siddetden kurtariniz.Sokak hayvanlarini besleyiniz.
Yahyakaptan 1 bolge de bulunan sokak hayvanlarinin beslenmesi icin yerel hayvan koruma gorevlisi kisi ve belediye gorevlisini gorevlendiriniz.
07.09.2014 pazar gunu aksami yasanan canimi hedef alan,sahsin bagirmalarinin itibarimi yerlere indiren olayda,gelen olislere bu sahis soyle demistir.''Buralarda hayanlari besleyen tek kisi budur.Bu hayvanlari beslemese onlar buralarda olmayacak.Dolayisi ile iceri alinmis olan bu kopegide kimse iceri almamis olacakti.(Adeta apatmanin telleri dokulmus gibi.Asaletleri sarsilmis gibi,hayvan depreme sebep olmus apartman hasar gormus gibi)
Osmanli,sokak hayvanlarina suluklar yaptirmis diye ovunuyoruz.Bu sahis osmanlinin torunu olmayabilir.
1500 yillik dinimiz bir canliyi doyurmakta ecir vardir buyuruyor.
Bu sahis islam dinine mensupda olmayabilir.
Ancak,her kim olursa olsun 5199 sayili kanuna uymak zorunda.
Oyle goruluyor ki,16 yildir yayinlanan genelgeler,10 yillik hayvanlari koruma kanunu topluma anlatilmamis.
Bir insanki, sokaklardaki canlara yiyecek verdigim icin beni polise sikayet ediyorsa.Durum,hem hayvanlar icin hemde onlari yasatmaya calisan bizler icin vahim.
Sonuc olarak.Bu dilekce tarihinden itibaren acilen yahyakaptan 1 bolgede bulunan sokak hayvanlarina 3 noktada ,varsa yerel hayvan koruma gorevlileri ile birlikte,sayet yoksa direk belediyenin gunde bir defaya mahsus su ve yiyecek birakmalarini talep ediyorum.
Ayrica yukarida ad ve adresini verdigim sahsin,5199 sayili kanuna muhalefetden oturu uyarilmasini talep ediyorum.
Bundan boyle,beni,sokaklarda hayvanlara yiyecek vermek zorunda birakip,yukaridaki gibi fiillere maruz kaldigim takdirde bu durumdan,
Orman ve Su Isleri Bakani,
Kocaeli Valiligi IL Hayvanlari Koruma Kurulu Baskani,
Kocaeli Buyuksehir Belediyesi Baskani 1.dereceden dogrudan  sorumlu olacaklardir.
Bilgilerinize  saygilarimla arzederim.12.09.2014
Hamiyet Sahin
Hayvan Koruma Gonullusu--Kocaeli

***
not:dilekce gonderildigine dair teyit nosu:''Başvuru numaranız - 189541 -
Başvurunuz yasal süreç içerisinde cevaplanacaktır. Başvuru Takip bölümünden başvurunuzla ilgili son durumu öğrenebilirsiniz.''

13 Haziran 2014 Cuma

Hayvanları Koruma Kanunu'nda değişiklikler


T.B.M.M. Cevre Komisyonu Baskanligina
ANKARA
Dunya ve ulke kamuoyunun sizi asagidaki gibi hatirlamalarini istemiyorsaniz,hayvanlari koruma kanunu  yasa tasarinizi geri cekiniz.
Ne yaman celiskidir ki,her vesile ile gunahi hatirlatanlar,hayvanlara zulumu mubah gormektedirler. Saygilarimla.
Hamiyet Sahin
Bireysel Hayvan Haklari Savunucu
Yahyakaptan-Izmit/KOCAELİ


Varlığında bir zerre iman, insanlık ve merhamet olanlardan isteğimdir: ‘Ne olur, “gerçekten hayvanları koruyan ve hayvanlara karşı işlenmiş suçları Ceza Kanunu kapsamına alan” bir yasa hazırlayın!...’‏ YAŞAT VE YAŞA; HAMİYET ŞAHİN

            T.B.M.M. Cevre Komisyonu Başkanlığına
            Varlığında bir zerre olsun iman, azıcık insanlık, iyilik, acıma ve merhamet olanlardan isteğimizdir: ‘Ne olur; Hak Rızası, gelecek ve gerçek medeniyet hürmetine: “Gerçekten hayvanları koruyan, himaye eden, kollayan ve bilumum hayvanlara karşı işlenmiş/işlenecek suçları Türk Ceza Kanunu kapsamına alan” hakiki bir yasa hazırlayın!...’‏
            Saygılarımızla. 12.06.2014
    Hamiyet Şahin & Mustafa Nevruz Sınacı
    Bireysel Hayvan Hakları Savunucuları
      BİLDİRİ:
TBMM Çevre Komisyonu, hayvanlar aleyhinde bir "koruma" (!) yasası hazırlıyor
Dün, TBMM Çevre Komisyonu, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun değiştirilmesine ilişkin yasa tasarısı ve teklifinin müzakeresi gündemi ile toplanmıştır. Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun da katılımı ile ve İstanbul Milletvekili Erol Kaya’nın başkanlığında toplanan komisyon, hayvan haklarının nasıl daha iyi gözetileceğini, geliştirileceğini görüşmek amacıyla toplanmamıştır; özellikle Çevre Komisyonu üyesi AKP Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner’in verdiği madde önergeleri ile hayvan haklarının nasıl esnetileceği yönündeki kararlar ile tasarının ilk 5 maddesi kabul edilmiş ve toplantı 19 Haziran 2014 tarihine ertelenmiştir. Bu hali ile tasarı, beklentilerimizi karşılamak bir yana hayvan haklarından da oldukça uzak bir konuma taşınmıştır.
Dün, Çevre Komisyonu toplantısını bizzat izleyen ve müzakere edilen, hayvan aleyhindeki maddeler ile ilgili söz almak için ciddi efor sarfeden STK’lar olarak, toplantıdan büyük bir hayalkırıklığı ile ayrıldığımızı belirtmek isteriz. Çok basit bir düzenleme ile yasaklama kararı alınacak olan yunus parkları ve hayvanlı sirklerin yasaklanmasından son anda vazgeçilmesi, bu tasarının hayvanlardan değil, hayvan tacirlerinden yana taraf olduğunu gösterir niteliktedir. İlk beş maddesi komisyon toplantısında belirlenen tasarı, hiçbir mantığa, hak kavramına, etik ilkeye dayanmayan madde önergeleri ile Çevre Komisyonu tarafından kabul edilmiştir.
Biz, aşağıda imzası bulunan ve Çevre Komisyonu toplantısında bizzat bulunan STK ve platformlar olarak, dün gerçekleştirilen toplantının atmosferi, komisyonun ve toplantıda bulunan gerek Bakan gerekse diğer ilgili bakanlık bürokratları ve memurlarının tavır ve tutumları ile yasa değişikliği sürecinin hiçbir iyi niyeti olmadığını ve tamamen hayvan aleyhinde olduğunu deklare ediyoruz.
“Komisyon, hayvan haklarının nasıl korunacağını değil, insan menfaatinin ne şekilde gözetileceğini müzakere etmektedir”
1. Aylardır hükûmetin reklam malzemesi olarak kullandığı ve defaatle yasaklanacağı duyurulan yunus parkları ve hayvanlı sirklerin, Çevre Komisyonu üyesi AKP Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner’in toplantının bitimine yakın ve toplantı düzeninin tam olarak sağlanamadığı bir ortamda verdiği, “Bu parklar ülke ekonomisine katkı sağlamalarının ötesinde, çok önemli sosyal ve kültürel rol üstlenmektedir” şeklindeki gerekçesini içeren madde önergesi ile hayvanların esareti ve zulmü ile ayakta kalan bu ticarethanelerin yasaklanmaması sağlanmıştır. Konu hakkında ısrarla söz almak isteyen Yunuslara Özgürlük Platformu temsilcisi Öykü Yağcı’nın yunus parklarında yaşanan hak ihlâllerine ve insan sağlığını da tehdit ettiği, bunun bir tedavi olarak yürütülemeyeceği yönünde belirttiği görüşleri, birçok akademik makale ve Sağlık Bakanlığı’nın görüşü ile de sabit kılınan gerçeklere rağmen, yasaklanacağı duyurulan yunus parklarının insana faydalı olduğu, insan menfaatleri göz önünde bulundurularak yasaklanmaması gerektiği yönünde Çevre Komisyonu’nun takındığı tavır ve tutum ve aldığı karar ile anlaşılmıştır ki bu Komisyon, hayvan haklarının nasıl korunacağını değil, insan menfaatinin ne şekilde gözetileceğini müzakere etmektedir. Bu yanlı tutumu, hakları yok sayan, esneten, gasp eden tavrı kesinlikle kabul etmiyoruz.
“Ne alt komisyon raporunu ne de tasarıyı kabul ediyoruz”
2. Komisyon Başkanı Erol Kaya, alt komisyon raporunda STK’ların ortaklaştığını, tasarının STK talepleri doğrultusunda geliştirildiğini iddia etmektedir. Türkiye’deki yüzlerce STK, baro, meslek odası, platform ve oluşum, hayvan aleyhinde olan söz konusu tasarıya karşı olduğunu açıkça defalarca deklare etmiştir. Ne alt komisyon raporu ne de kanun tasarısı, STK’ların ve baroların görüşü dikkate alınarak hazırlanmıştır. Usulen alınan görüşler, meclisin tozlu raflarında şimdiden yerini bulmuştur. Yüzlerce sayfalık bilimsel, akademik bilgilerden oluşan ve Çevre Komisyonu’nun çalışma şeklinin aksine, birçok uzmanın görüşüne yer verildiği bu görüş dosyalarının yer aldığı klasörlerin okunduğundan dahi şüpheliyiz. Çünkü alt komisyona birçok STK ve barodan ulaşan görüş, eleştiri ve önerilerin, söz konusu tasarı ile uzaktan ya da yakından bir alakası yoktur. Çevre Komisyonu, Türkiye koşullarını, bilimsel gerçekleri ve uzman görüşlerini değil, konu hakkında hiçbir bilgisi olmayan kişi ve kurumların görüşleri doğrultusunda tasarıyı oluşturmaktadır. Bu nedenle, bu tutum ile oluşturulan tasarının hayvan haklarını koruyamayacağı açıktır.
Hayvanlar, yasada ve tasarıda tanımı olmayan “besleme odakları”nda toplanacak.
3. Yürürlükte olan 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun 6. Maddesinde belirtilen sokaklardan toplanan hayvanların tekrar alındıkları yere bırakılmasına ilişkin mevcut madde tasarıda değiştirilmiş, yine Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner’in verdiği madde önergesi ile sokak hayvanlarının oluşturulacak besleme noktalarına bırakılması yönünde tasarıya geçen madde ile yıllardır bizlerle sokaklarda yaşamakta olan kent hayvanlarının, şehir merkezlerinden uzak, nereye yapılacağı ve ne şekilde oluşturulacağı dahi belli olmayan “besleme odakları”na terk edileceği anlaşılmıştır. Hayvan konusunda en ufak bir fikri dahi olmadığı ayan beyan ortada olan bu milletvekilinin komisyon toplantısı boyunca verdiği madde önergelerinin tamamı hayvan aleyhinedir. Mevcut yasada ve müzakeresi süren yasa tasarısında dahi tanımlanmayan besleme merkezleri, hayvanlar için toplama istasyonları olacaktır. Kent hayvanlarının, şehir hayatından ve yıllardır sosyalleştikleri, birlikte yaşamaya alıştıkları insanlardan koparılmasını asla kabul etmiyoruz.
Tasarının gerekçesi, hayvan haklarının nasıl gasp edileceğinden oluşmaktadır.
4. Çevre Komisyonu Başkanı Erol Kaya, tasarının gerekçesini hayvanlara kötü muamele edenlere caydırıcı cezalar getirilmesi olarak açıklamış olsa da tasarı, hayvanların nasıl izole edileceğini, haklarının nasıl esnetileceğini ve gasp edileceği hükme bağlamak üzeredir. Yasa değişikliği için oluşturulan alt komisyona başkanlık eden AKP Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ ise 50’nin üzerinde STK ve baronun görüşlerini aldığını ifade etse de, gerek toplantıda kabul edilen maddelerin gerekse toplantının geneline hakim olan tavır, söz konusu tasarıya ilişkin STK ve baroların taşıdığı ciddi endişelerin dikkate alınmadığını göstermektedir. Usulen alınan STK ve baro görüşleri, komisyon tarafından yok sayılmış, endişelerimiz görmezden gelinmiş ve çoğulculuk, katılımcılık gibi demokratik haklarımıza ne derece önem gösterildiği ortaya konmuştur.
Dev toplama kampları, yürürlükteki mevzuata aykırı bir şekilde inşa edilmektedir. Mevcut barınakların içler acısı hali ortadadır.
5. Türkiye’de devlete ait elli köpek kapasitelik barınaklarda dahi hayvanlar açlık ve susuzluktan, tıbbî yardım alamadıklarından hayatını kaybederken binlerce köpek kapasitelik barınakların inşası gündeme gelmiştir. Türkiye barınaklarının çok büyük bir çoğunluğunun içler acısı hali, Çevre Alt Komisyonu üyelerince de gözlemlenmiştir. Ancak böyle bir uygulamanın, hayvanların lehine olamayacağını defalarca dile getirmemize ve Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın tasarısında “doğal yaşam parkı” diye geçen tanımın tasarıdan çıkartıldığı söylenmesine rağmen, aynı zihniyet devam etmektedir. Hayvanlar hiçbir sağlık durumuna, yaşına bakılmaksızın sokaklardan gelişigüzel olarak toplanmakta, uyuşturucu iğneler ve tüfekler vasıfsız işçilerin eline verilmekte, mevzuatta toplama ekiplerinde bulunması zorunlu olan bir veteriner hekimin dahi görevlendirilmesi hayvanlara çok görülmekte, toplama, nakil ve barınaklardaki kötü koşullar nedeni ile binlerce hayvan hayatını kaybetmektedir. Söz konusu tasarı metninde de toplanan ve kısırlaştırılan hayvanların ne kadar süre ile barınaklarda tutulacağı belirtilmemiş, bu konudaki ısrarlarımız ve önerilerimiz dikkate alınmamış, Bakan Eroğlu ve Komisyon Başkanı Kaya, kanunlarda bu tarz sürelerin belirtilmesinin doğru ve gerekli olmadığını beyan etmiştir. Bu beyana karşılık örnek verecek olursak, 5253 sayılı Dernekler Kanunu’nun 16, 21, 22 ve 23. Maddelerinde çok açık bir şekilde kanunî süreler belirtilmiş, yani Bakan’ın ve Komisyon Başkanı’nın ifade ettiği gibi bir yasama kuralı da mevcut değildir. Konumuza dönecek olduğumuzda, sokaklardan toplanan hayvanların ne kadar süre ile barınaklarda tutulacağını –sağlık durumu nedeni ile istisna halleri saklı kalmak koşulu ile- kanun ile belirtmemek, muğlak bir uygulamayı beraberinde getirecek, sokaklardan toplanan hayvanlar yıllar boyunca tel örgüler arkasında hapis hayatı yaşayabilecektir.
Tasarıya, yine M. Metiner’in önergesi ile eklenen “bakımevi kurma izninin mahallî idarelerce verilmesi” hususu ise barınaklarda belediyelerin sebep olduğu hak ihlâllerinin, mevzuata aykırı arazi seçimi ve uygulamaların da artmasına sebep olacaktır. Bu ekleme, sokakları hayvanlardan arındırmak isteyen yerel yönetimlere ekmeğine yağ sürecektir.
Bakımevleri konusunda, Türkiye Barolar Birliği’ni temsilen söz alan Av. Burcu Yağcı, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’na, Çevre Komisyonu Başkanı Erol Kaya’ya ve Çevre Alt Komisyonu Başkanı Selçuk Özdağ’a, alt komisyon ile birlikte gezdikleri ve ciddi hak ihlâllerinin yaşandığı barınaklara dair ziyaretleri de hatırlatarak Türkiye’nin dört bir yanında inşası süren hayvan toplama kamplarını gündeme getirmiş ve bu dev kampların gerekçesini sorgulamıştır. Konu ile ilgili soruyu cevaplandıran Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, dev toplama kamplarının gerekçesine dair tek bir mantıklı açıklama dahi getirememiş, Türkiye koşullarından ve günümüz gerçekliğinden uzak bir açıklama ile konuyu geçiştirmiştir. Üç milyon TL’lik dev bir bütçe ile inşaatı bitmek üzere olan Kocaeli Kandıra’daki toplama kampı henüz tamamlanmamışken yüzlerce yavru köpek toplanarak bu merkeze kapatılmış; İstanbul’un Sarıyer ilçesindeki Kısırkaya’da inşası süren ve ilgili mevzuata aykırılığı nedeni ile inşaatın iptali ve yürütmenin durdurulması istemi ile konu idarî yargıya taşınmış, bu dev toplama kampının inşa sürecindeki etik ilkelerin ihlâli nedeni ile de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Kamu Görevlileri Etik Kurulu’na şikâyet edilmiştir. Bütçesi isterse yüz milyon TL olsun, mevzuatta tanımı dahi yapılmayan, Bakan Eroğlu’nun ve Bakanlık bürokratlarının kelime anlamını dahi bilmediği “rehabilitasyon” adı altında oluşturulan bu tesislerde, hayvanlar, denetim ve kontrolden uzak, ulaşımın çok zor olduğu bölgelerde kent yaşamından izole edilecektir. İmhaya, kıyıma, hak gasbına, soykırıma neden olacak bu tesislere karşı olan ve sayıları 50’ye yaklaşan STK’lar, bu fikre ve zihniyete şiddetle karşı olduğunu yayınladıkları iki ayrı deklarasyonda dile getirmiş, mevzuata aykırı olan bu tesis inşaatlarının, sebep olacağı hak ihlâlleri nedeni ile ivedilikle durdurulması istemiştir.
“Parlamentonun, ihtisas komisyonunun bizim gözümüzde iyi niyeti ve bir meşruiyeti kalmamıştır.”
6. AKP Grup Başkanvekili Mihrimah Belma Satır da komisyonda söz almış ve “Bütün hayvanların hür doğduğunu ve türüne has hayat şartları içinde yaşam hakkına sahip olduğunu çok iyi biliyoruz" demiş ise de hayvan hakları, beylik laflarla geçiştirilemeyecek kadar politik ve ahlâkî bir konudur. Bakanlar, politikacılar her fırsatta özgür doğduklarını, yaşam hakkına sahip olduklarını dile getirseler de bugün gerek Türkiye’nin mevcut ulusal mevzuatı gerekse bugünkü komisyon toplantısında kabul edilen beş madde, bu politikacıların hayvanların hiçbir hakka sahip olmadığını düşündüklerini göstermektedir. Hayvanların insan eğlencesi ya da menfaati uğruna tutsak edilmesini, kesilip biçilmesini, kanser edilmesini, canlı canlı parçalanmasını kabul eden bu politikacılara hatırlatmak isteriz ki bir zamanlar mensubu oldukları parlamentoya baş örtüsü ile giremeyen kadın milletvekilleri bugün nasıl kabul gördü ise, günümüzdeki yasalar ile bir zamanlar meşru olan insan köleliği nasıl yasaklandı ise mücadelemiz sayesinde, çağın gerektirdiği etik sebepler nedeni ile hayvanların doğuştan ve var oluştan sahip oldukları hakların teslimi de er ya da geç yapılacaktır. Çoğunluğunu, hayvanlara yönelik, devletin yasaları ile meşrulaştırılan esaretten, işkenceden rahatsız olmayanların oluşturduğu bir parlamentonun, ihtisas komisyonunun bizim gözümüzde iyi niyeti ve bir meşruiyeti kalmamıştır.
Hayvanların haczedilememesi, yeni bir uygulama değildir.
7. Yasa tasarısında kabul edildiği ifade edilen hayvanların, insanların borçlarından dolayı haczedilemeyeceği ise hâlihazırda mevcut kanunda yürürlükte olan bir uygulamadır ancak yürürlükteki Hayvanları Koruma Kanunu ile çelişen Borçlar Kanunu, İcra ve İflâs Kanunu gibi kanunlar nedeni ile uygulamada ciddi aksaklıklar ve hak ihlâlleri doğmakta idi. Hayvanların aleyhindeki bu tasarıyı kabul etmek üzere olan milletvekilleri samimi ve iyi niyetli olsa idi Hayvanları Koruma Kanunu ile çelişen diğer ilgili mevzuatı değiştirme yoluna gider, söz konusu kanunî pürüzleri giderirdi.
“Hayvan refahı” tanımı, hayvanların öldürülmesinin önünü açacaktır.
8. Komisyon toplantısında tasarıya eklenmesi kabul edilen “hayvan refahı” tanımı, teknik olarak tanımlanması gereken, tanımlamada uzmanlık gerektiren, hayvanların uyutulmasını, yani öldürülmesini de içeren uygulamalardan oluşan, hayvanların haklarının değil nasıl daha insanî koşullarda öldürüleceğini, kullanılacağını, sömürüleceğini tanımlayan bir anlayış ve teoridir. Tasarıya eklenen bu tanım hakkında söz almak isteyen STK temsilcilerine, Komisyon Başkanı Erol Kaya tarafından söz verilmemiştir. Tanımını açıkladığımız “hayvan refahı”nı değil, hayvanları ve haklarını korumak amacı ile bir yasama çalışması yapılması gerekmekte idi. Tanımlanan ve tasarıda yer bulan bu kavram, hayvanların öldürülmesinin önünü açacaktır.
Yukarıda açıklamaya çalıştığımız hususlar ve verdiğimiz bilgiler, Türkiye’de “hayvan hakları devrimi” değil, hayvan soykırımı ve sistemli, bilinçli bir hak gaspının yaşanacağını göstermektedir. Sadece göstermelik olarak komisyon toplantılarına davet edilen, katılımına izin verilen STK ve baroların görüşlerinin meclis nezdinde hiçbir önemi olmadığı açıkça anlaşılmış ve asıl maksadın hayvanların tecridinin, soykırımının meşrulaştırılması olduğu görülmüştür. Hayvan hakları STK’ları olarak, en başından beri amacımızın uzlaşmak ve haklar konusunda taviz vermek değil, endişe ile izlediğimiz bu yasama sürecini gözlemlemek ve elimizden geldiğince muhalefet etmek olduğunu da ayrıca belirtmek isteriz.
Hayvanları Koruma Kanunu’nun değiştirilmesinde esas ihtisas komisyonu olan Çevre Komisyonu, gayrıciddi bir çalışma şekli ile, sadece usulen ve göstermelik olarak görüş alarak ve davet ederek STK’ları figüran olarak görmekte, hak kavramına yaklaşımı ve genel tavrı ile yaşam hakkına, hayvan haklarına ve hayvanlara ne şekilde değer verdiğini de ortaya koymuştur.
Sıraladığımız tüm bu sebepler, verdiğimiz bilgileri dikkate alarak, haklara duyarlı tüm kesimleri bu yasama sürecini izlemeye ve tepki vermeye çağırıyoruz. Bu oyunun bir parçası olmayacağımızı, komisyon toplantılarına gözlemci dışında temsilci göndermeyeceğimizi de kamuoyuna saygı ile duyuruyoruz.
Çevre Komisyonu toplantılarına iştirak eden ve gözlemci olan STK ve oluşumlar:
TC İNFORM; Mustafa Nevruz SINACI
Engelli Hayvanları Koruma ve Hayvan Hakları Derneği
Hayvan Haklarını Koruma ve Geliştirme Derneği
Yeryüzüne Özgürlük Derneği
Yunuslara Özgürlük Platformu